
"Bir inanışa göre cinayet işleyen biri öldürdüğü kişinin mezarı başında ilk 9 gün çorba içerse, ölünün yakınlarının öcünden kurtulurmuş. Bu sebeple mezarın başında ölünün yakınları 9 gün nöbet tutarmış." Şaka yapmıyorum, "ekşi" yazıyor. Aslı var mı, yok mu, ben karışmam, ama çorba da pek sevilen bir şey değildir ya, o da ayrı. Şimdi, son bahar da kendini hafiften belli ediyor, kat kat elbiseler kat kat dolaplardan çıkacak, doğal gaz faturaları tavan yapacak, ayak parmaklarımız donarken, avuçlarımız yanacak. Godot geldi gelecek, elimizi çabuk tutmamız gerek. Kısacası, çorbayı sevmeniz gerek, arkadaşlar! Hem hesaplı, hem kolay, hem sıcak, hem doyurucu, hem sağlıklı, daha ne olsun. Eski dünyada yiyecekler bugün olduğu gibi stoklarda boy göstermezken, insan oğlu fast food, şeker, cola nedir bilmezken, arpa ekmeğini suya bandırıp yermiş. İlk çorba da böyle dahil olmuş mutfaklara. Zamanla geliştirilmiş, farklı erzaklarla yapılmaya başlamış, ama hala "iyi beslenme"nin önemli şartlarından biridir. Çorbanın ingilizcesi "soup" Sanskritçe`den geliyor ve harfiyen aynı manaya; "iyi beslenmek" anlamına geliyor.