29 Kasım 2014 Cumartesi

Oyunlar ve Kahvaltılar

"Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz, bilmem
  Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı" dermiş ya Cemal Süreya, alıntı yapmadan geçemedim. Kahvaltı denince aklıma hep bu dizeler gelir, gözümün önünde güneşli günler, geniş masalar, renk renk kahvaltılıklar canlanır, insanlar çevrelerine gülücükler dağıtır, kulaklarımda tabak çatal sesleri duyulur ve ben bu duyguyu öyle çok severim ki...
Meteoroloji "kara kış" haberlerini duyurmaya başladı, "kara" karanlığa, "karanlık" soğuğa, "soğuk" korkuya, "korku" umutsuzluğa seslendi. Onlar toplanıp gelmeden, dedim ki, kahvaltı yapalım, neden olmasın ki, mesela umut edelim. Kahvaltı güzel, ama yalnız başına tadı çıkmaz ki. Modern çağ insanını çılgın rutininden koparmak da ne mümkün. Bu yüzden kahvaltıya eski dünyanın güzel insanlarını davet ettim, böylece  önümüzdeki 90 gün için "Oyunlar ve Kahvaltılar" konsepti oluşmuş oldu. 

1.Gün

Oyun: WILLIAM SHAKESPEARE "MACBETH" 

Kahvaltı: 2 Kivi, 2-3 Mandalina, 1 Form "Pirinç Patlağı", 4 çiğ badem, 2 fındık içi, 1 tatlı kaşığı keçi boynuzu pekmezi ve yaseminli yeşil çay. 

20 Kasım 2014 Perşembe

Hadi En Başından...

Bitmedi daha...gitmeyin. Daha söylenmek istenenler söylenmedi, daha yazılmak istenenler yazılamadı, ben daha en güzel cümlelerimi kuramadım. Gitmeyin..Oturalım, uzun uzun oturursak, belki anlaşırız ha? Gitmeyin.... Daha zamanı değil, hele şimdi, hiç değil.
İnsan zamanı unutuyor, en çok gözününde önünde olan şeyi, en sık kontrol ettiği şeyi unutuveriyor işte. Bir de bakmışsın, saatler, haftalar, aylar geçmiş, sen farkına varmadan, sayısız nefesler tükenmiş. Oysa, hep hatırlamak lazım zamanı, çünkü bir tek zaman hatırlatıyor kaçınılmaz sonu. "Belki yarın, belki yarından da yakın" dır o son, ha? Gitmeyin..gitmeyin ki, başaralım, yolun sonuna geldiğimizde, boşuna değildi diyebilelim...Ben boşuna yazmadım, sen boşuna okumadın, zaman boşuna akmadı, yol boşuna bitmedi. 
Kahveyi boş ver, sen kendine bir çay koy, sil baştan başlayalım...