24 Nisan 2014 Perşembe

Hatıralar, değişik tatlar, güzel mekanlar: HINGAL MANTI

Ben küçük bir kız çocuğuyken babaannemlerin yol kenarında, doğanın cimri, güneşin comert davrandığı, kurak ve çıplak çölde öylece dikilen iki katlı ahşap evinde, dedemi beklerken yaptığımız yemekdi hinkal. Babaannemle dedem doğup büyüdükleri köyden kovulalı uzun seneler oluyordu, ama hala kovulduklarını ve bir daha hiç geri dönmeyeceklerini, bilmedikleri nedenlerden dolayı, bilmedikleri birileri tarafından ömürlerinin sonuna kadar bu çöle mahkum kalacaklarını kabullenmemişlerdi. Babaannem hala köydeki evinin anahtarlarını bazen koynunda, bazen sandığında saklardı. Her yaz, sıcaktan asfalt yol buğulanırken dağlarda şimdi çiçekler açtığını, elmaların ziyan olacağını, kedinin aç susuz ne yapacağını düşünürdü. Babaannem kışları daha mutlu olurdu ve hinkal da en çok kışları hazırlanırdı, dedem kışları hep geç kalırdı. Biz hasretle yemeği beklerdik, babaannem köyünü özlerdi, dedem koyunlarıyla otluktan dönerdi.
Hinkal benim için hep özlem koktu. Ben büyüdüm, o kadar çok büyüdüm ki, doğduğum yerlerden uzaklarda bir hayat kurdum ve ona sarıldım. Bir gün Kısıklı`da "HINGAL- Dağıstan Mantısı" diye bir mekan gördük. Babaannem, uzun kışlar, kurak çöl ve ahşap ev geldi aklıma...yine özlem koktu dünya. Kısıklıya ondan sonra yine defalarca gittik..hep de balıkçıya, fasulyeciye, hep HINGAL hariç. Yine günlerden bir gün sevgili V.nin teklifi üzerine dağıstan mantısını denemeye karar verdik. Ben kalkanlarımı kaldırdım, bir an önce beğenmeyerek mekandan çıkacaktım.
Mekanın sahibi Okan abi, bizi tüm sıcaklığıyla karşıladı, kalkanlarımı indirdim. Sonra menü isteme cehaletinde bulunduk, ama sağolsun hiç oralı olmadı ve bize çok güzel bir sunum yaptı. Kalkanlarımdan artık iz kalmamıştı ve mevcut çeşitlerin hepsinden denemeğe karar verdik. Babaannemin yanımda olmasını ve kuzey komşularının bu lezzetini denemesini o kadar çok arzuladım ki...Meğerse Dağıstan`da bildiğimiz hinkal farklı yapılıyormuş, et hamurun içine konularak, kenarları sarılıyormuş. Babaannem eti, kavurarak, yaprak gibi keserek pişirdiği yufkanın üzerine koyardı, en sonda sarımsaklı tuzlu yoğurt konularak yenirdi.
Okan abi, Dağıstanda yapılan hinkalı değiştirerek ve geliştirerek, farklı türlerini yapıyor: patatesli, cevizli-soğanlı, ısırgan otlu-parça etli, peynirli, hatta kahveli ve somonlu. Somonlu hariç hepsini denedik, hepsine bayıldık. Mantılar, tam kıvamında domatesli sos ve sarımsaklı yoğurtla servis yapılıyor. Ayrıca her mantının kendine has bir rengi var. Renkler tamamen doğaldır ve hiç kimyasal kullanılmıyor, fakat meslek sırrı olduğu için de paylaşılmıyor. 
HINGAL ve Okan abi sayesinde, benim için hinkal artık sadece özlem ifade etmiyor. HINGAL, arkadaşlarımızı gönül rahatlığıyla götüre bileceğimiz bir mekan, paylaşa bileceğimiz bir lezzet ve tabii Okan abinin bazen sandalyesini çekerek yanımıza oturup, yaptığı güzel sohbetlerdir.
İlginizi çektiyse, burdan inceleye bilirsiniz. Siz yine de incelemeyi boşverin, gidin bizzat gözlerinizle görün, tadın ve dikkat edin...Alışkanlık yapabilir! :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder