22 Şubat 2013 Cuma

Ekmek ve Gösteri



Kenan mitolojisine göre temel iki güç olan Baal (bereket) ve Mot(ölüm) sürekli bir savaş içindedir. Mot dünyaya ölümü getirmeye çalışırken, Baal dünyadaki yaşamı sürdürmeye çalışmaktadır. Baal’ın bir anlık gafletini değerlendiren Mot, onu öldürür ve ölüler ülkesine gönderir, yalnız acı çeksin diye cesedini gömmez. Ve ondan sonra tüm ülkede kuraklık oluşur. Baal’ın kızkardeşi Anat, bıkıp usanmadan kardeşini arar. Hem onu bulup gömmek ve hem de ülkedeki kuraklığı ortadan kaldırmak istemektedir. Anat sonunda kardeşi Baal’ın cesedini bulur ve uygun biçimde gömer. Sonra da Mot’u arar. Onu bulur ve “ölüm, sen öleceksin” diyerek kılıcıyla başını gövdesinden ayırır. Mot’un başını alan, Anat onu değirmende öğütür. Elde ettiği tohumları toprağa savurur. Tohumların düştüğü yerden, buğday fışkırır ve dünya berekete kavuşur.
Farklı mitolojilerde farklı hikayeleri vardır ekmeğin; ama hepsinde yaşamın önemli simgesi olarak anılmaktadır. Aslında önceleri bir parça ekmek içindir insanın kavgası. Buğdayı suya katar, sıcak taşların üzerinde bekletir, yerdi. Önceleri daha basitdi kavgalar ve daha yakındı mutlu sonlar. Sonra ekmeğin yanına et koydular, etin yanına yağ..yağın üzerine bal sürdüler, üstüne de şaraplar içtiler. Giderek uzaklaştı mutluluk.."Ekmek ve gösteri" istediler.. Sonra da sadece ekmek. 



"Köle sahipleri ekmek kaygısı çekmedikleri için felsefe yapıyorlardı, Çünkü Ekmeklerini köleler veriyordu onlara; Köleler ekmek kaygısı çekmedikleri için Felsefe yapmıyorlardı, Çünkü Ekmeklerini köle sahipleri veriyordu onlara. Ve yıkıldı gitti Likya. Köleler felsefe kaygısı çekmedikleri için ekmek yapıyorlardı, Çünkü Felsefelerini köle sahipleri veriyordu onlara; Felsefe sahipleri köle kaygısı çekmedikleri için ekmek yapmıyorlardı, Çünkü Kölelerini Felsefe veriyordu onlara. Ve yıkıldı gitti Likya.."
Eski dünyanın imparatorlukları da, "yerlere ve göklere" hükümranlık eden imparatorları da yerlebir oldular. Dünya değişti, mitler değişti..Bir şey varkı, hiç eskimedi..hiç değişmedi. İnsanlar hala ekmek istiyorlar. Sıcacık..kıtır..sevgi taneciklerini...
Kuzeyden güneye, doğudan batıya ekmek üretmenin milyonlarca biçimi keşfedildi. Ekmekler dünyasına küçücük bir tur atmaya ne dersiniz?
Kıtır Ekmekler
Orijinal olarak kıtır ekmekler Akdeniz havzasının tipik besinidir.
Bu tip ekmek, temel olarak Fransa, İspanya ve Portekiz’de bulunur. Rustik bir kıtır ekmek, genellikle yuvarlaktır, belirli bir yoğunluğu olan altın renkli kıtır bir dışı ve yumuşak bir içi vardır ve pişerken buğdaysı aromalar üretir. İster Fransa’daki baget, boulot ya da köy ekmeği olsun, ister İtalya’daki ciabatta olsun, bu güzel ekmekler her zaman zevk ve gelenek hisleri uyandırırlar.


Yassı Ekmekler
Afrika ve Orta Doğu ülkelerinin beslenme biçimlerinde yer alan tahıl yiyecekleridir. Bu gün çok çeşitli yassı ekmek çeşitleri bulunabilmektedir: Lavaş, aş, barbari, pide bunlardan bazılarıdır. Bunlar ya boş olarak yenir ya da şifalı bitkiler, baharatlar ya da zeytinyağı ile lezzetlendirilir. 
Esmer Ekmekler
Doğunun bazı iklimleri ve coğrafi yapılarının sertliğine uygun olarak bir esmer ekmek bulunmaktadır ve bu ekmek, açık renkli hafif ekmeklerin tersine vücuda enerji sağlamak üzere düşünülmüştür ve tüketilme amacı zevk değildir. 
Beyaz Somun Ekmekler
Anglosakson ülkeleri ünlü beyaz somon ekmeğini çok severler. 
Bu ekmek, fırıncılar tarafından günlük olarak üretilir ve Anglosakson beyaz somon ekmeği, süt, terayağ ve buğday unu gibi malzemeler içerir.
Küçük ekmekler de onlara hoş bir aroma kazandıran susam tohumları ile süslenerek yine bir beyaz somon ekmek çeşidini oluşturur.
Britanya İmparatorluğu, kültürünü ve mutfak geleneklerini dünyanın her tarafına ihraç etmiştir. Beyaz somon ekmek, bugün halen Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Malezya’da en yüksek oranda tüketilen ekmektir. Anglo Afrika ülkelerinin insanları da tatlı beyaz ekmek yemekten zevk alırlar.
Buharda pişen Ekmekler
Yabancı ürünlere olan ilgileri ile Çin halkı, özellikle büyük ve küçük şehirlerde yaşayan Çinliler Fransız tarzı ekmek yemekten hoşlanırlar. Ancak, buharda pişmiş ekmek ya da Mantou halen onların geleneksel ekmeğidir.Buharda pişirilmeden önce, iki saat boyunca fermante edilen hamurun kullanılması ile yapılan bu ekmek, farklı bir rengi olmaksızın hafif ve gevrektir. Mantou, restoranlarda çay evlerinde ve Çin deki ana cadde bayilerinde satışa sunulur.
Kızarmış Ekmekler
Kelimenin daha geleneksel anlamı ile ekmektense krepe daha yakın olan bu ekmek çeşidi, yağda kızartılan tahıl bazlı cıvık bir hamurdan yapılır. Hindistan’da yenen cinsine çaparti ve Meksika da yenen cinsine ünlü tortilla denir ve bu ince krep çok sıcak bir tavada pişirilen buğday ya da mısır unundan yapılır.
Tatlı Ekmekler
Bu ekmekler, kalın, yumuşak, sütlü, kıtır ve kokuludur. Kuruvasan, brioches, cramiques, panettones tatlı ekmekler ve diğer kekler gibi tad alma duyularını harekete geçiren çok fazla çeşit ekmek bulunmaktadır. Beş kıtanın tümünde kek tipi ekmeklerin kilit içerikleri tereyağ, şeker, yumurta, süt ve buğday unudur.
Çokçeşitli ve günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmasına rağmen bugün hala doktorlar tarafından faydaları tartışılmaktadır ekmeğin. Kaç dilim yenmeli, hangi tür yenmeli.. nasıl yenmeli. Doktorlar faydasını tartışırken bazıları hala bir parça ekmeğin kavgasını vermektedir. Kaç para oldu, nerden bulacağım, nasıl alacağım..."Ekmek ve Gösteri" anlayacağınız devam etmektedir... 

P.S. Geçenlerde Tat  yarışma düzenlediğini açıkladı. Bir Tat ürünü kullanılarak yemek yapılacak, tarifi ve hikayesiyle yarışmaya gönderilecekti. Uzun düşüncelerden ve arayışlardan sonra Avusturya yöresine ait bir ekmek tarifi buldum ben. Renkli..Gökkuşağı kadar. Ekmekle gösteriyi birleştirerek yarışmaya katıldım ve kazandım. 

P.s.s. İşte tarifi... 

Gerekli malzemeler:
- 1kg elenmiş un
- 3 yemek kaşığı tuz
- 4 yemek kaşığı toz şeker
- 2 yemek kaşığı köri
- 2 yemek kaşığı ayçiçek yağı
- 40 gr. yaş maya
- 110 ml pancar suyu
- 110 ml domates suyu (hep kendim sıkardım, ama bu sefer Tat`ın
domates suyunu kullandım ve çok ta memnun kaldım)
- 110 ml ıspanak suyu
- 110 ml su

Sebze sularını ayrı bardaklara döküyoruz , her bardağın içine 10 gr yaş maya ve 1 yemek kaşığı toz şeker koyuyoruz, karıştırıyoruz. Başka bir bardakta köriyi su, 10 gr maya, 1 yemek kaşığı şeker ve 110 ml suyla karıştırıyoruz. Şimdi 4 tane hamur yoğurmamız gerek. Aslında işlem aynı, ama her seferinde başka sebze suyu kullanmak gerekli. İlk olarak kaseye 250 gr unu alıyoruz, içine yarım yemek kaşığı ayçiçek yağı, 3/4 çay kaşığı tuz koyuyoruz, körili karışımı da dökerek hamur yoğuruyoruz. Yoğurduğumuz hamuru bir tepsiye alıp bekletiyoruz. Sonra aynı işlemi ispanak, domates ve pancar suyuyla yapıyoruz ve hamurlarımızı beklemeye alıyoruz. Üzerlerini temiz bir bezle örtmemiz lazım. 40 dakika bekletdikden sonra, hamurlar ikikat şişmiş olucaklar, alıyoruz ve tepsinin içine bir-birlerine dolanacaq şekilde (renkleri karışmış gökkuşağı gibi) yerleştiriyoruz. Sonra bir az daha beklememiz gerekli. Bu sürede yine şişmesi gerekli. Fırını hazırlıyoruz. 240 derece ısıtılmış fırında ekmeğimizi 45-60 dakika kadar pişiriyoruz. 40 dakikanın sonunda zaten mutfağınız güzel kokularla büyülenmiş olucak, tam bu sırada fırın kapağını açıp kontrol edebilirsiniz. Elinizle bastırdığınızda geri yay gibi geri dönüyorsa, demek ki ekmeğiniz olmuştur. Fırından alıp, soğumasını bekliyoruz. Sonrası iyilik, güzellik.. 





Kaynaklar:






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder