15 Şubat 2013 Cuma

Bir kahve?


Yorgun gezegenin yorgun sakinleriyiz hepimiz; o dönmekten biz döndürmekten yorulmuşuz. Ben haddimi aşıp "Bir kahve" desem, ne dersiniz? "Çok işimiz var, daha yaşanacak hayat var" dersiniz. "Daha zamanı değil, sonra..sonra.." dersiniz. Dönüp de size "zaman yok, güzel kardeşlerim..zamanı yok bunun..gelin hele bir oturun..anlatacaklarım var, hele bir kulak verin.." desem, siz kendinizi aşıp, gelir misiniz? Sahiden dinler misiniz? İçer miyiz birer kahve? Belki...

Ben kahveyi severim, genelde yalnızbaşıma içerim, ama olsun ben yalnızlığı da severim. Kahve zihni açıyor, yalnızlıksa düşünceleri kısık ateşte ağır-ağır pişiriyor. Aklı baştan alan kokular vücudu sarınca olasılıksızlıklar saydamlaşıyor. Belki bundandır, belki başka nedenden kahve tarih boyu birçok kes yasaklandı, din adamları fetvalar verdiler, kimi lehine, kimi alehine..1000 yıllık bir tarihi ve 1001 hikayesi var desem size kahvenin? Bilirmisiniz? Anlatmamı istermisiniz? Belki..


"Evvel zaman içinde" başlar ya bazen öyküler ve biz postmodernistler alay ederiz ya "eskidi artık, o ne be..".. O işte öyle değil, benim güzel,modern ve postmodern kardeşlerim. Yeryüzünde herşeyin bir öyküsü var. Nitekim zamanın evvelinde hiçbir şey eski, hiçkimse yorgun değildi ya.. işte o zamanlardan kalma bu öyküler.. Evvel zaman içinde Habeşistan olarak ün salmış ülkenin keçileri esrarengiz bir bitkinin meyvelerini yedikden sonra daha canlı, daha haraketli oluyorlarmış.Hayvanları güden çobanlar durumu dervişleri Şazili`ye bildirmişler. Bitkinin yapraklarından kaynatıp içen Şazili kendisi de aynı canlılığı duyunca, kahve de keşfedilmiş. Fakat kahveyi bugünkü içecek şeklinde ilk Sufiler içmişler. İbadet ve zikir sırasında özellikle uyumamak için. 1500`lerde kahve Osmanlıya getirildi ve ordan dünyanın dörtbir yanına yayıldı. Kahvehaneler açıldı, fincanlar yapıldı, ocaklar yakıldı, bakırdan cezveler takırdadı, lokumlar ikram edildi, sohbetler desen..kahveden koyu..edebiyat, sanat, siyaset, yaşam, memat konuşuldu..fallar bakıldı..hayat kaynadı. Kokudan bihuş büyüklerimiz kahveden öte, sohbetin tiryakisi oldular.. Dediler ki "Gönül ne kahve ister, ne kahvehane..Gönül bir dost ister kahve bahane"..

Kahve güzel bir bahane. Ben de düşündüm ki, kahve davetimi daha cazip kılacak bir de kek yapayım. Türk kahveli ıslak kek yedinizmi siz? Yemediyseniz...Hani belki..

Anlatayım. 3 yumurtayı, 1.5 su bardağı şekerle beyazlayana kadar çırptım, üzerine 1 su bardağı sıvı yağ, 1.5 s.bardağı süt, 4 yemek kaşığı kakao, vanilya, kabartma tozu ve 3 su bardağı un ekleyerek karıştırdım. 180 derecede 45 dakika kadar pişirdim. Ayrıca 2.5 su bardağı süt, 2 yemek kaşığı türk kahvesi, 2 yemek kaşığı sıcak çikolata tozu, bir parça tereyağı, 1 su bardağı şekeri karıştırıp kısık ateşte kaynattım. Sonra keki dilimledim, üstüne de kahveli sosu döktüm. Soğutup, hindistan ceviziyle de süsledim.

"Bir kahve, yanında bir parça kahveli kek`le?" desem.. Ne dersiniz?


5 yorum:

  1. Ben içerim mesela. Hep yalnız başıma içtiğim kahvemi seninle içerim! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel... sonra 40 yıl hatırı kalır :)

      Sil
    2. Afa mən gəhvəni içərkən o dərin düşüncələr, tarix, keçən olan bitən gəlir ağlıma...Anar demish: "Kahve güzeldir severiz kahveyi" :)))

      Sil